Akyurt Masaj Salonu-Masöz Esra

Akyurt Masaj Salonu-Masöz Esra

Ankara Masaj Salonu-Masöz Esra  Edward’ın elini sıkarak, “Geliyorlar,” diye fısıldadı Florence, aniden samimileşmemesi için uyarmak istemişti onu. Garsonlar ellerinde et tabaklarıyla yaklaşıyorlardı, Edward’ın tabağındaki et iki katıydı. Şerili pandispanya, çedar peyniri ve naneli çikolata da getirip büfenin üzerine yerleştirdiler. Şöminenin tarafındaki, kendilerini çağırmak için kullanılacak zil hakkında birtakım açıklamalar.

Sertçe bastırılıp tutulacaktı- geveledikten sonrasında odadan çıktılar. Kapıyı da arkalarından özenle kapattılar. Koridorun öteki ucuna  servis arabasının tıkırtısı duyuldu ve sonra, bir sessizliğin arkasından. Alt kattaki otel barından gelmesi olası bir bağırtı ya da yuh sesi  nihayetinde yeni evliler tam anlamıyla bir tek kalabildiler. Rüzgârın yönünün değişmesi ya da kuvvetini artırması, kulaklarına sahilde çatlayan dalgaların sesini getirdi, sanki uzakta bir yerde bardaklar kırılıyordu.

Akyurt Masaj Salonu-Masöz Esra

Pus kalkıyor, kıyı çizgisinin üstünden doğuya doğru kıvrılarak uzayan alçak tepelerin hatları kısmen ortaya çıkıyordu. Denizin ipeksi yüzeyini, ya da bir lagün ya da gökyüzü olabilecek ışıltılı. Düzgün bir yüzey görebiliyorlardı hangisi bulunduğunu idrak etmek kolay değildi. Değişen esinti, aralık duran camlı kapıların arasından baştan çıkarıcı şekilde giriyor. Taşıdığı oksijen ve açık havanın tuzlu kokusu, kolalı sofra örtüsüyle. Akyurt Masaj Salonu-Masöz Esra Peygamberçiçeği benzer biçimde katılaşmış salçalı sosla, ellerine aldıkları iyice parlatılmış gümüş çatal-bıçakla ters düşüyordu. Düğün yemeği çok doyurucu olmuş, çok uzun devam etmişti. Aç değildiler. Aslen isteselerdi tabaklarını bırakabilirler, şarap şişesini boynundan yakalayabilir. Sahile koşup ayakkabılarını fırlatabilir ve özgürlüklerinin tadını çıkarabilirlerdi. Otelde onları durdurmak isteyecek kimse yoktu.

Sonucunda birer yetişkindiler tatildeydiler ne isterlerse onu yapabilirlerdi. Sadece birkaç yıl sonra, son derece basit gençlerin yapacağı türden bir şey olacaktı bu. Ama şimdilik, zamana uymalıydılar. Edward’la yalnızlarken bile, kabul görmemiş binlerce kural hâlâ geçerli oluyordu. Yetişkin oldukları için başkalarının hazırlamak için zahmete girdikleri bir yemekten kalkıp gitmek gibi çocukça şeyler yapmıyorlardı. Ne de olsa akşam yemeği saatiydi. Çocukça hareket etmek da henüz kabul görmüyordu, yahut usul değildi. Gene de sahil aklından çıkmıyordu Edward’ın, iyi mi teklif edeceğini bilebilse ya da bir mazeret bulabilse doğruca çıkıp gitmeyi önerebilirdi.